Akvaryum İçin Balık Seçimi

Bazı balık türleri aşırı saldırgan ya da çekingen olmaları veya çok özel akvaryum koşulları gerektirmeleri nedenleriyle ancak hemcinsleriyle bir arada tutulabilirler.

Birçok balık türü de diğer uyumlu türlerle birlikte rahatlıkla bir akvaryumu paylaşabilirler. Çeşitli balık ve bitki türlerinin bir arada tutulduğu bu tip akvaryumlara karma akvaryumlar denir. Çeşit ve renk zenginliğiyle çoğuna tek tür akvaryumlarından daha cazip gelen karma akvaryumlarda uyumu sağlayabilmek için bir araya koyacağınız bitki ve balık türlerini bilinçli seçmeniz çok önemlidir.

Balık seçiminde dikkat edilmesi gerekenler noktalar:

Akvaryumun büyüklüğü
Akvaryumunuz, alacağınız balığın büyüyüp de son boyuna geldiğinde yer ihtiyacını karşılayacak kadar geniş olmalıdır. Akvaryumunuza kaldırabileceğinden fazla balık koymamalısınız. Basit bir yaklaşım: cm olarak toplam balık boyu litre cinsinden akvaryum hacmini aşmamalıdır. Örneğin akvaryumunuz 100 litre su alıyorsa boyu 5 cm olan balıklardan en fazla 20 tane koymalısınız.

Su şartları
Almak istediğiniz balık türünün ayrıca ne tip su şartları gerektirdiğini (suyun asitliği pH, suyun sertliği GH, sıcaklık, oksijen, nitrat toleransı vb.) güvenilir kaynaklardan araştırmalısınız. İyi akvaryum kitaplarında türler tanıtılırken akvaryumda ne gibi şartlar aradıkları belirtilir. Akvaryumunuzda sağlayamayacağınız su şartları gerektiren balıkları almamalısınız.

Balığın sağlığı
Alacağınız balık hareketli, canlı renkli ve iştahlı olmalıdır. Balığı almadan önce akvaryumcuda yem yediğini görmek yerinde olacaktır. Üzerinde hastalık ya da parazit belirtisi olabilecek herhangi bir leke ya da yaralanma olmamalıdır.

Yeni aldığınız bir balığı akvaryumunuza koymadan önce, eğer imkanınız varsa, bir hafta kadar ayrı bir karantina akvaryumunda gözleyip sağlıklı olduğuna emin olmanızı öneririz. Bazı hastalıklar çok çabuk yayılabilirler.

Balığın kalitesi ve dayanıklılığı
Sadece türlerine değil, üretildikleri yerdeki yetiştirilme şartlarına da bağlı olarak bazı balıkların bakımı kolayken bazıları başlangıçta ne kadar sağlıklı ve güzel gözükürse güzüksünler çok çabuk hastalanıp ölürler. Özellikle akvaryum tecrübeniz azsa, hayal kırıklığına uğramamak için normal şartlarda yetiştirilmiş (hormonsuz, ilaçsız, normal sıcaklıkta vs.) ve dayanıklı olarak bilinen türleri seçmelisiniz. Ucuz fakat hastalıklara karşı bağışıklığı zayıf balılar hem sizi üzecek, hem de sonuçta daha pahalıya malolacaklardır.

Saldırgan / Çekingen
Saldırgan türlerle çekingen türler bir araya konulmamalıdır. Zayıfların aşırı hırpalanmaması için saldırgan türlerde kendi aralarında ya çift ya da sekizlik veya daha kalabalık gruplar halinde tutulmalıdırlar. Bazı türlerde iki erkek aynı akvaryuma konulmamalıdır.

Hareketli / Sakin
Yavaş yüzen sakin balıklar genelde haraketli ve hızlı balıklardan rahatsız olurlar. Bir köşeye çekilip yemden bile kesilebilirler.

Teritoryal / Sürü balığı
Bazı balık türleri (örn. çiklitler, yani yavrularını büyütenler) en azından üreme zamanları teritoryal olurlar. Akvaryumda belli bir bölgeyi sahiplenip diğer balıkları sokmamaya çalışırlar. Akvaryum, zaman zaman tehlikeli olabilecek kavgaların sürüp gitmemesi için her çifte yeterli alan sağlayabilecek kadar geniş olmalıdır. Örneğin, cüce çiklit famiyasından, boyu çoğu zaman 4cm'yi geçmeyen apistogramma cacatuiodes dişisi yavrularını büyütürken akvaryum tabanında 30cm × 30cm kadar bir alana ihtiyaç duyar.

Teritoryal balıkları henüz gençken bir araya koymak biribirlerine alışmaları açısından yararlı olacaktır.

Neon tetra, rasbora veya çöpçü balığı gibi bazı türler sürü balığıdırlar. En az 6'lık gruplar halinde tutulmalıdırlar; aksi halde çok sinirli ve stresli olabilirler.

Beslenme alışkanlıkları
Türlerine veya yetiştirilme şartlar?na bağlı olarak bazı balıklar yem konusunda çok seçici olurlar; verdiğiniz pul yemi aç kalma pahasına dahi kabul etmeyebilirler. Bunlar çoğu zaman canlı yeme, ya da en azından donmuş yeme alıştırılmış olabilirler. Canlı yemlerin hastalık taşıyabileceği, donmuş yemlerin de henüz Türkiye'de zor bulunacağını için seçtiğiniz balığı almadan önce kuru yem yediğini deneyerek görmenizi öneririz.

Eğer akvaryum tecrübeniz azsa başlangıçta yem konusunda seçici olmayan türleri tercih etmelisiniz. Aç kalan balık, yeni bir akvaryuma gelmenin stresi de eklenince çok çabuk zayıf düşüp hastalanabilir.

Bitkilerle ilişkiler
Bazı balık türleri bitkilere hiç dokunmazken bazıları yumuşak yaprakları ve filizleri yiyerek, ya da kumu kazıp köklerinden sökerek kalın yapraklı ve sağlam köklüler dışındaki bitkileri kısa zamanda yok ederler. Eğer akvaryumunuzda zengin bir bitki örtüsü istiyorsanız bitkilerle iyi geçinen türleri seçmelisiniz. Neyse ki bitkilere zarar vermiyen birçok güzel tür vardır (örn. melek balığı).

Akvaryum Sözlüğü

Abyssal Fishes: Okyanusların çok derinlerinde yaşayan balıklar.

Acclimatization: Balığın yeni bir ortama veya farklı ilklim şartlarına adaptasyonu.

Acidic (Asidik,Asidite): Su içindeki hidrojen iyonlarının sayısının pH 7.0 altında olması. Ayrıca suyun asidik olması aşırı yemlemeninde işareti olabilir.

Actinic (Aktinik): Güneş ve benzeri ışınların kimyasal değişikler meydana getirme özelliği. Güneş ışınlarının potosentez için tam bir ışık spekturumu sağlaması.

Activated Carbon (Aktif Karbon): Deniz,tatlı su ve sudaki pisliklerin katı karbon tarafından absorbe edilmesi.

Adipose Fin (Adipoz Yüzgeç): Kuyruk yüzgeçine yakın, önünde ve sırt yüzgeçin gerisinde bulunan küçük dolgun bir tip yüzgeç. Tropheus'larda Adipoz yüzgeç yoktur, genelde yayın balıklarında görülür.

Adnate: Yapışmak, birlikte büyümek.

Aeration (Havalandırma): Oksijenleme amacı ile suyun hareket ettirilmesi, havayla teması.

Alkaline (Alkalinite): Su içindeki hidrojen iyonlarının sayısının pH 7.0 üstünde olması.

Air Pump (Hava Motoru): Akvaryuma hava vermeye yarayan elektrikli motor.

Algae (Alg): Küf, mantar ve şapkalı mantarlarıda içeren tek hücreli mikroskobik tiplerden büyük deniz yosunlarına kadar uzunan ilkel su bitkileri.

Alimentary Tract: Sindirim sistemi veya kanalı.

Alveolus, Alveoli (Alveol): Akciğerlede bulunan, bal peteklerine benziyen çukurumsu hücre.

Ammonia (Amonyak): NH3 Azot döngüsünün ilk adımıdır. Amonyak genellikle balıkların idrarı, ölü balık ve bitki artıkları sonucu oluşmaktadır. Balık ölümlerinin muhtemel sebeblerindendir. Balıkların büyük çoğunluğu için çok zehirli bir maddedir. Akvaryumunuzda sıfır olmasına dikkat edin.

Ammonia Tower: Biyolojik filtrasyonda kullanılan, biyolojik filtrasyon malzelerinin kullanıldığı plastik bölme. Su filtre malzemeleri arasından geçerken hava ile temas edip bakteriler sayesinde zehirli amonyak ve nitritin atılmasına yardım edilmesi. Bu ıslak/kuru filtrelerde bakteri gelişimini hızlandırır.

Amphibious (Amfibi): Karada ve suda yaşama yeteneği.

Anaerobic Bakteriler: Oksijensiz ortamlarda yaşayan bakteri çeşidi.

Anal Fin (Anal Yüzgeç): Balığın kuyruk bölgesine yakın, üreme organları ile kuyruk arasındaki yüzgeç.

Anabatoids: Atmosfer havasını soluyan balıklar, gurami,betta gibi.

Aerobic Bakteriler: Oksijenli ortamlarda yaşayan bakteri çeşidi.

Aragonite (Aragonit): Bazı deniz kabuklarının ve resif mercanlarının kalsiyum karbonat iskeletini oluşturan mineral.

Bacteria (Bakteri): Yaşamın başlangıçından beri varolan en ilkel tek hücreli canlılar, nitrojen çevrime yardım ederler.

Ballast (Balast): Floresan ve metal halide lambaların güç kaynağı.

Biological Filtration (Biyolojik Filtrasyon): Zehirli maddelerin parçalamasıyla oluşturulan süzme süreci. Bu parçalanma sürecinde yararlı bakteriler yardımı ile zararlı maddeler ayrıştırılarak daha zararsız hale getirilir, filtreler malesef zararlı maddeleri tamamen filtre edemiyor.

Barbel: Bazı balıkların ağız kenarlarında bulunan duyargalar kedi balıkları,yayın balıkları ve Loache türlerinde genelde yiyecek aramak için kullanılan anten benzeri organlar.

Berlin Method of Filtration: Canlı kaya ve protein skimmer kullanılarak yapılan biyolojik filtrasyon yöntemi.

Bicolor: İki renkli.

Brachiae: Solungaçlar, balığın solunumu ile ilgili organları.

Brachiocranium: Solungaçların yapısını destekleyen kılçıklı iskelet.

Brachiopoda : Saç gibi kaplı, kalp gibi atan bir beslenme organı ve sırt ile göğüs altı sübapları olan bir deniz yumuşakçası.

Brackish Water (Acı Su): Tatlı su ile deniz suyu arasında kalan bir çeşit su tipi, genellikle büyük göllerin veya nehirlerin okyonuslara aktığı yerlerde bulunur, tuzluluk oranı tatlısuya göre daha azdır.

Bubble Nest (Köpük Yuva): Kabaracık yuvası, labirentli balıkların yumurtalarını suyun yüzeyinde oluşturdukları kabarcıkların içene yerleştirdikleri yuva.

Buccal Incubation: Yumurtaları ağızda kuluçkaya yatırma.

Buffer (Tamponlayıcı): Suyun, içindeki pH değişimlerine dayanmasını sağlayan süreçtir. Suyun kalsiyum karbonat içeriği ne kadar fazlaysa tamponlama kapasiteside o kadar yüksek olur.

Caudal Fin : Kuyruk yüzgeçi, kuyruk.

Canine (Kanin): Diğerlerinde daha uzun,büyük ve konik şekilde olan diş.

Cannister Filter (Dış Filtre): Motoru ve haznesi akvaryumun dışında olan ve bir çift hotum yardımıyla suyu alıp temizleyen filtre.

Carbon Dioxide (Karbon dioksit): CO2 Canlıların ürettiği atık madde, bitkilerin fotosentez için kullandıkları temel ihtiyaç maddelerinden biri.

Carnivorous (Karnivor): Etçil, canlı balık avlayanlar.

Caudal Penduncle: Balığın kuyruğunu gövdesine bitiştiren dar kısım.

Calcium Carbonate (Kalsiyum Karbonat): CaCO3 Sert suda yüksek konsantrasyonlarda bulunan beyaz, kristalize bir mineral.

Cephalic Fins: Kafanın hemen yanında bulunan yüzgeçler.

Cheek: Balığın gözü ile kafası arasındaki bölge.

Chemical Filtration (Kimyasal Filtrasyon): Kimyasal reaksiyonla çözümlenmiş artıkların arıtılması.

Chiller (Soğutucu): Akvaryumun ısısını düşürmek için kullanılan soğutucu, akvaryum kliması.

Chloramine (Kloramin): Sular idaerisinin veya belediyelerin içme suyundaki mikropları öldürmek amacı ile kullandıkları kimyasal, balıklar için öldürücü, çeşitli su düzenleyiciler ile sudaki etkisi engellenebiliyor. Suyu uzun süre havalandırarak dinlendirmek kloraminin etkisini azaltmak için yeterlidir.

Chlorine (Klor): CL2 Sular idaerisinin veya beledeyelerin içme suyundaki mikropları öldürmek amacı ile kullandıkları kimyasal, balıklar için öldürücü olabiliyor, çeşitli su düzenleyiciler ile sudaki klorun etkisi engellenebiliyor. Suyu bir süre havalandırarak dinlendirmek klorun uçması için yeterlidir.

Chromatophores: Renkli pigment hücresi.

Cichlid: Asya, Afrika ve Güney Amerika'ya kadar uzanan bölgede yaşayan bir tür tatlı su balığının genel adı.

Cirri: Bazı soğuk su türlerinin gözünün üzerinde bulunan kısa bir organ.

Coitus,Copulation: Çiftleşme.

Conductivity (İletkenlik): Suyun geçirgenliği,iletkenlik.

Coral Sand (Mercan Kırığı): Mercanların ezilerek kum haline getirilmesi.

Cutis: Derinin iç tabakası,ikinci katmanı.

Daphnia (Su Piresi): Göllerde ve havuzlarda yaşayan küçük canlılar, su piresi

Deionizer: Mekanik ve kimyasal filtrasyonda çeşme suyunu akvaryuma vermeden önce suyun temizlenmesi işi yapan aygıt, bölüm.

Denitrification (Denitrifikasyon): Sudan azot ve azotlu bileşiklerin çıkarılma süreci.

Detritus: Akvaryum tabanına toplanan artıklar.

Diaphanous: Yarı saydam.

Diatoms: İçeriği klorofil ve besleyici lipit olan, okyanus ve tatlısularda bulunan tek hücreli organizmalara verilen genel isim.

Diatom Filter: Özel filtre ortamı sayesinde tek hücreli organizmaları filtre edilmesini sağlayan filtre tipi.

Dorsal Surface: Balığın sırt bölgesi.

Dorsal Fin: Balığın kafa ile kuyruk arasında bulunan yüzgeçi, sırt yüzgeçi.

Dustus Pneumaticus: Yemek borusunu air/swim bladder'e bağlayan tüp.

Ectoparasite (Dış Parazit): Balığın vücudunun dışında yaşayan yaşayan parazit.

Egg-Layer (Yumurta döken): Dişi yumurtladıktan sonra döllenen yumurtalar.

Egg Spots (Yumurta Beneği): Erkeklerin anal yüzgeçlerinde bulunan noktalar.

Epidermis: Derinin dış katmanı, üst deri.

Esophagus: Ağız ile mideyi birbirne bağlayan tüp.

Eye in snout: İktayologların kullandığı, gözün orantılı bir şekilde adım adım ölçülmesi olarak ifade edilen bir ölçü tekniği.

Fertilization (Döllenme): Sperm ve yumurtanın birleşmesi.

Filaments: Sivri yüzgeç, kuyruk ucu.

Fry: Yeni doğmuş veya yumurtadan yeni çıkmış yavru balık.

Forehead: Kafanın önündeki eğim.

Fungus: Balığın gövdesinde oluşan pamuğa benzeyen mantar.

Genus: Türleri ayırt etmede kullanılan ve büyük harf ile başlayan bilimsel ifade.

Gill: Solungaç, balığın solunum işlemi sırasında kullandığı organ, Sudaki O2'ni süzer.

Gill Cover: Solungaçı koruyan sert, kemikli tabaka.

Gonopodia: Canlı doğuranların erkeklerinin, dişilerinin içine sperm koymakta kullandığı uzun bir görünüme sahip anal yüzgeçler.

Gravid: Hamile balık, yumurta dökmeye hazır dişi.

Guanin: Pulların altında bulunan, ışığın yansımasını temin eden madde, genelde tatlısu balıklarında bulunur.

Hard Water (Sert Su): Su içersinde çözünmüş tuz miktarının yoğun olması.

Herbivore (Otçul): Besin ihtiyacını bitki ve yosunlardan karşılayan balık grubu.

HO lighting: Yüksek verimli floresan lamba.

Hybrid (Kırma, Hibrid): İki farklı türün çifleşmesi sonucu ortaya çıkan tür.

Hydrogen Sulfide: Hidrojen sulfit.

Ich, Ichtyophthirius (Beyaz Benek): Beyaz nokta olarak bilinen, tek hücreli bir parazit.

Ichtyology: Balıkları inceleyen bilim dalı.

Internal Filter (İç Filtre): Akvaryum içinde kullanılan filtrelere verilen genel isim, iç filtre.

Invertebrates (Omurgasızlar): Omurgasız tuzlusu hayvanları.

Iodine: İyot.

Kalkwasser: Suda çözülmüş olarak bulunan kalsiyum hidroksit.

Killifish: Yıllık balıkları olarak geçen çok değişik renklere sahip olan fakat ömürleri kısa,üremeleri emek isteyen bir tür. Serkan Alasya'nın sitesinde detaylı bilgi bulabilirsiniz.

Labyrinth Organ (Labirent Organı): Beta Gurami labirentli balıklarda bulunan solunum organı.

Lamprey:
Yılan balığı şeklinde yuvarlak ağızlı, emici bir su hayvanı.

Lateral Line: Balığın her iki yanında ve deri içinde uzanan, sudaki titreşimleri sinir sistemine ileten duyu organı.

Live Rock (Canlı Kaya): Canlı kaya. Deniz akvaryumlarında kullanılan küçük yumuşakça ve alg'lerin işgaline uğramış normal kaya.

Livebearer (Canlı Doğuranlar): Yumurtaların balığın vücuduna döllendiği ve yavrularını canlı olarak dünyaya getiren balık türü.

Mechanical Filtration (Mekanik Filtrasyon): Mekanik olarak arıtma(süzme) işinin yapılması.

Metal Halide Lighting (Metal Halide): Reef tanklarının aydınlatılmasında kullanılan en iyi ışıklandırma yöntemlerinden biri, geniş spektrumda doğal ışığa en yakın ışığı veren lamba tipi.

Milt: Balıkların spermi.

Mineral: Suda doğal olarak bulunan inorganik maddeler.

Mouth Brooder: Yumurtalarını veya yavrularını ağızda büyütüp,barındıran balıklara verilen isim.

Nacreous: İnci pulu çekirdeği.

Nitrification (Nitrifikasyon): Bakteriler tarafından, zehirli amonyağın, nitrit ve nitrata dönüştürüldüğü kimyasal süreç.

Nitrate (Nitrat): (NO3) Biyolojik süzme ile alınan azot bileşiği.

Nitrites (Nitrit): (NO2) Süzme işlemiyle alınan amonyak ve nitrat arası bileşik.

Nuchal Hump (Kafa): Erkek cichlidlerdeki geniş alın.

Operculum, Opercle: Solungaç kapağı

Otoliths: Balığın işitmesini ve sesin dengelenmesini sağlayan, kulaktaki üç kemik.

Ovary: Dişinin üreme için salgı yapan organı,bezesi.

Overfeed: Aşırı besleme.

Ovipositor: Ucu sivri tüp şeklinde olan ve yumurta bırakmaya yarayan uzuv.

Ozone: Ozon.

Peat (Turba, torf): Çürümüş bitkilerden elde edilen kömür, turba yosunu. Suyun pH'nı düşürmek için kullanılan bir tür yosun.

Pectoral Fins: Göğüs yüzgeçi.

Pelvic Fins: Anal yüzgeçin önünde bulunan yüzgeç, çıkış yüzgeçi.

pH: Suyun asit ve alkalitesini anlatan logoritmik ölçü birimi.

Pharyngeal Teeth: Balığın boğazındaki dişler.

Photosynthesis: Işık yardımı ile besin biriktirme süreçi.

Piscovore: Diğer balıkları yiyen balık grubu.

Planktivore: Plankton ile beslenen balık grubu.

Pleco (Vatoz, vatos): Pleco veya Plecostomus.

Powerfilter: İç elektrik motoru olan filtre.

Powerhead: Güç kafası

Prefilter: Ön filtre.

Ray: Yüzgeç zarlarını tutan sert ince kemikler.

Redox: Bir su kütlesindeki azalma ve oksidasyon potansiyeli için kullanılan kısaltma. Yüksek redox potansiyelli bir su berrak,iyi kaliteli ve yüksek düzeyde O2'e sahiptir. Düşük redox potansiyelli bir su ise düşük kalitesi ve yetersiz düzeyde O2 içerdiğini gösterir.

Reverse Osmosis: Çeşme suyunu arıtma yöntemlerinden biri.

Phosphorous (Fosfor): Fosforlu. Deniz akvaryumları için önemli trace elementlerden biridir. Genetik madde bloklarının inşasında ATP (adenosine triphosphate) oluşumuna yardım eder.

Plankton: Besin zincirindeki en ufak ve ilkel yaratıklar.

Protein Skimmer: Protein toplayıcısı, deniz akvaryumlarında, elektrik yüklü, aktive edilmiş bir köpük oluşturarak sudan atık maddeleri toplayan bir çeşit filtre.

Salt (Tuz): Anyon ve katyonların genel adı.

Saggita: Kulaktaki en büyük otolith.

Scale: Pul.

Scalpel: Cerrah balığının sırtındaki dikenler.

School (Sürü): Aynı tür veya cins balıkların grup halinde bir arada yüzmeleri.

Scute: Yayın balıklarının sert sırt pulu .

Sediment: Akvaryum tabanında biriken atıklar,yem,bitki,ölü balık, tortular.

Shaol: Aynı türden balıkların bir arada bulunması.

Shimmies: Üşüyen balıkların hareketsiz, yan yana durmaları.

Silicon (Silikon): Silisyum, deniz sistemlerindeki eser elementlerden biri.

Soft Water (Yumuşak Su): Su içersindeki çözünmüş tuz miktarının çok az olması.

Spawning: Yumurtlamak .

Species: Tür, cins.

Specific Gravity (Öz Ağırlık): Saf suya göre, bir sıvının yoğunluk oranı.

Strain: Aynı özellikteki balıklar,türdeş.

Strontium: Mercan resiflerinin büyümesi için gerekli temel elementlerden biri.

Subspecies: Alttür.

Substrate (Substrat):Akvaryum tabanında kullanılan çakıl,mercan kırığı,midye kırığı,nehir kumu. Alt tabaka,alttaş.

Substratum: Doğada tabanda bulunan maddelerin(çakıl,mercan,kum)farklı katmanları.

Swim Bladder,Air Bladder: Balığın suyun içersinde dengede durabilmesini sağlayan içinde gaz dolu olan organ.

Trace Elements (Eser Elementler): Tatlısu ve tuzlu su akvaryumlarında gerekli olan birçok elemente verilen genel isim, çok az miktarda bulunur, kalsiyum, stransiyum, iyot, ozon, kobalt, demir, bakır, selenyum.

Trickle Filter: Bölmelerde biyolojik filtrasyon malzelerinin kullanıldığı, suyun filtre malzemeleri arasından geçerken hava ile temas edip yararlı bakteriler sayesinde zehirli amonyak ve nitritin atılmasına yardım edilmesi. Bu ıslak/kuru değişim filtrelerdeki bakteri gelişimini hızlandırır.

Tubercle: Tatlısu balıklarının solugaç kapaklarında görünen küçük beyaz sivilce benzeri kabarcıklar.

Turbulence: Hızlı ve güçlü su hareketi.

Ultraviolet Sterilizer (UV): Zararlı bakteri ve mikro organizmalardan UltraViole ışığı kullanarak arıtma yöntemi.

Undergravel Filter: Tabanda oluşan pisliklerin, çakılların altındaki tabla aracılığı ile temin edilen süzme yöntemi.

Ventral Fin (Ventral Yüzgeç): Karınaltı yüzgeçi.

Ventral Surface (Karın Bölgesi) : Balığın midesinin ve üreme organlarının olduğu bölge.

Venturi: Silindirik bir yapıya sahip olan, havanın suyun içinden hızlı bir şekilde geçtiği popüler bir protein skimmer dizaynı.

VHO Lighting: Yüksek verimli floresan ışığı. Bu tip ışıklar özel balats ile kullanılır ve geniş spektrumda ışık verir.

Wet/Dry Filter (Islak Kuru Filtreler): Islak/Kuru filtre, bölmelerinde biyolojik filtrasyon malzelerinin kullanıldığı, suyun filtre malzemeleri arasından geçerken hava ile temas edip yararlı bakteriler sayesinde zehirli amonyak ve nitritin daha hızlı atılmasını sağlayan filtre tipi.

Zeolite (Zeolit): Amonyağı kendi üzerinde toplayarak akvaryumdan atılmasını sağlayan madde, sadece tatlısu akvaryumlarında kullanılır.

Akvaryum Kurulumu

AKVARYUM KURULUMU

Bir akvaryum kurmaya karar verdiysek, yapacağımız ilk şey evimizin hangi köşesine koyacağımıza karar vermektir. Bu bölge kesinlikle direk güneş ışığı almamalı, akvaryumla uğraşırken hareket kabiliyetimizi kısıtlamamalı, aynı zamanda çok ayak altında olmamalı, birde akvaryum bulunan odanın nem oranının   yüksek olacağı unutulmamalıdır. Akvaryumumuzun sehpasının dolaplı olması, bize ilerde her şeyin elimizin altında olmasını sağlayacaktır. Dolap yüksekliğinin oturulan yerden rahatça  seyredilebilecek hizada olması  görünümü güzelleştirecektir. Unutulmaması gereken bir nokta da sehpa ile akvaryum arasına ince bir köpük (strafor) koymaktır, bu zemindeki ve sehpadaki titreşimleri emerek balıkların paniklemesini önler. Diğer bir faydası da akvaryumun ağırlığıyla köpük dengeli olarak sıkışıp, yapım sırasında bir ölçüsüzlük varsa bunu minimuma indirmesidir.

            Akvaryumunuzu  alabileceğinizin en büyük olanı şeklinde seçerseniz ilerde siz rahat edersiniz. Boyutlar büyüdükçe akvaryumun bakımı kolaylaşır. Sudaki kimyasal dengeler kolay kolay bozulmaz. Dekorasyon içinde zorlanmazsınız. Arka cama dekoratif fon koymakta fayda vardır. Bu balıkların boşlukta kalma hissini ortadan kaldırır, elektrik  kablolarının ve hava borularının gözükmesini önler. İleride arka cam yosun yaparsa size doğal bir fon oluşturacaktır.

        Akvaryum ve malzemelerinin temizliğinde kesinlikle deterjan ve türevleri kullanılmaz. Temizlik için çeşme suyu, fırça (diş fırçası), jilet (gerekiyorsa), kaya tuzu (iyotsuz sofra tuzu da idare eder) kullanılır.Yeni akvaryum bol miktarda çeşme suyu ile iyice yıkanır, temiz bir bez yada kağıt havlu ile kurulanır, sonra yere bir kuru kağıt(gazete) serilir akvaryum kağıdın üzerine konur ve yavaşça doldurulur. Bu sızdırmazlık testidir eğer akvaryum su sızdırıyorsa sızan su kağıt üzerinde abartılı bir şekilde görülecektir.

            Kum ve çakıl, seçimi size kalmış. Sitemizde muhtelif boylarda akvaryumunuz için toprak, kum, mercan kumu, çakıl, lav taşı vb. mevcuttur. Bunlar tercihinize göre beyaz, sarı, kahve, gri, siyah gibi muhtelif renklerde olabilir, siz balık cinslerine ve göz zevkinize göre seçim yapabilirsiniz. Yeni alınan kum, genişçe bir kapta ilk başta tozların giderilmesi için yıkanır, sonra bol miktarda su ile iyice temizlenir ve kullanıma hazır hale getirilir.

            Filtre, akvaryumun olmazsa olmaz bir parçasıdır. Suyu temizler, havalandırır, suda sirkülasyonu sağlar kısaca akvaryuma hayat verir doğal dengeyi sağlar. Amaca göre değişik filtreler vardır. İç filtre daha çok küçük akvaryumlar için, Dış filtre daha çok büyük akvaryumlar için, Isıtıcılı dış filtre yine büyük akvaryumlar için içinde suyu ısıtma tertibatı bulunur. Taban filtresi, akvaryum tabanına yerleştirilir iki tipi mevcuttur  filtreden çıkan suyu direk tabana basan tip, birde  tabandan suyu emip filtre eden tip.

            Hava motoru, akvaryuma oksijen için gereken havayı basar, hava ile çalışan filtreleri besler, akvaryumda suyun hareket edemediği ölü noktalar var ise hava taşları bu bölgelere konularak buralarda da sirkülasyonu sağlar. 50 l/h – 80 l/h – 100 l/h – 200 l/h  gibi çeşitli  güçte olanları mevcuttur. Akvaryum büyüklüğüne göre ve sessiz olanları tercih edilmelidir.

            Isıtıcılar, akvaryum suyunu ısıtarak beslenen balık ve bitkilerin doğal ortamdaki sıcaklığını sağlar. Beslenen balık türlerine göre ayarlanabilir yada sabit ayarlı tipleri mevcuttur. Akvaryumun büyüklüğüne göre 50w – 100w- 150w – 200w – 300w güçte olanları vardır. Elektronik kontrollü olanlarda doğal ortamı taklit eden 2-3 derecelik salınımlarla çalışan modeller mevcuttur.

            Ultra Viole Sterilizatörü , sudaki mikroorganizmalara, yüzen yosunlara, bakteri, virüs ve mikroplara çözüm olarak kullanılır.

            Dekorasyon için her türlü malzeme kullanılabilir, yalnız bu malzemelerin suda erimemesi, suyla reaksiyona girmemesi, kireçli bir yapıda olmaması, toksik olmaması, suda çözünen ağır metalleri ihtiva etmemesi gerekir. Sitemizdeki bitki kökleri, kayalar, taşlar, yapay kayalar, plastik bitkiler mevcuttur.

            Her şey hazırsa akvaryum yerine konur, öncelikle hava hortumları vantuzlarla tutturulur, büyük dekoratif malzeme varsa alta veya arka cama akvaryum için üretilen silikonla tutturulur. Filtrenin yeri tespit edilir, dış filtre ise emiş ve basış hortumlarının yerleri belirlenir. Isıtıcının yeri her zaman filtrenin basış yerine yakın olmalıdır ki ısı akvaryum içinde düzgün olarak dağılabilsin. Termometre ise her zaman ısıtıcıya en uzak mesafede olmalıdır. Kum veya çakıl yavaşça tabana yayılır kalınlık genelde 4cm – 5 cm arasında yapılır ama bu kalınlık akvaryumun büyük veya küçüklüğü ile azalıp çoğalır. Arka taraf yüksek ön taraf alçak yapılırsa önden görünüşte akvaryuma bir derinlik hissi verilebilir.

            Akvaryuma su konulurken, suyun yapılan taban çalışmalarını bozmaması için kumun üzerine bir tabak tabağın içine de bir bardak koyarsanız suyu bardağa ne kadar hızlı dökerseniz dökün tabana bir zarar vermez. Su seviyesi yarıyı geçtikten sonra bitkiler yerlerine yerleştirilir. Bu arada boyu uzayan ve çabuk büyüyen bitkiler arka plana, boyu kısa ve yavaş büyüyen bitkiler ön tarafa konulur.

            Akvaryum tamamen dolunca filtre, hava motoru, ısıtıcı çalıştırılır. İlk başta berrak olan su bir iki gün içinde bulanabilir bu önemli değildir. Su içindeki biyolojik denge yavaş yavaş kuruldukça su berraklaşmaya başlar. Balıklar için acele etmemek lazımdır, eğer hassas su dengesi isteyen balık koyacaksak 15 – 30 gün sabretmek balıkların sağlığı için yararlı olacaktır.

Akvaryum Yapımı

Öncelikle yapıcağımız akvaryumun ebadına göre camın kalınlığını seçmeliyiz. Basit bir deneyim için 4mm cam uygundur 35 lt bir akvaryum için 80*40 bir akvaryum içinse 6mm yada 7 mm sağlamlık açısından gecerli bir ölçüdür.

80*40 örneğinden yola çıkarak öncelikle kullanacağımız malzemede camları yapıştırmak için akvaryuma özel silikon kullanmalıyız. Diğer silikonlar zehirli madde içerirler.

düzgün kesilmiş (gönyeli ) alt taban camımızı yerleştiriyoruz
80 cm 40 cm alt camımızın hemen hemen bir boş cerceve gibi olucak şekilde 4 cm eninde ve camın kalınlığıyla eşit kenarlara boşluk vererek taban camının üstüne cerve yapıcak şekilde çıta camları silikonluyarak yapıştıralım
Burda dikkat edilecek husus tüm yapıştırmalarda camın tek harekette birbirlerine temasını sağlayıp aralarda hava boşluğu bırakmamaktır.


Silikon maddesi katılaşma süreci normalde 20 saat olsada bize calışma vakti olarak 45 dakikka ile 1 saatlik zaman verebilmektedir.
taban camı ve kenar cıtalrı tabana yapışık bir halde iken (akvaryum ölçünüz sizin tercihinize göre ayarlanıcagından) ana ön ve arka camlar için boyuna göre 2 adede çıta ayarlarsanız kaymaları engellemede tam sonuç alırsınız.

şimdi yan cam olculerimiz camın kalığınlığı (mm cinsinden) normal bouyutumuz 40 cm olucağına göre cam kalınlığının 2 katı enden ölçümüzün ufak olması gerekiyor. Yani cam kalınlığı 5 mm ise 2 x 5= 10 mm (1 cm) 40 cm enden cıkarılarak yan cam ölçümüzü bulabiliriz. Bu hesapta yan cam 39 cm olmalıdır.silikonumuzu taban camının yan camlarla temas ediceği alt tarafa sürüyoru bu işi karşılıklı her iki yan cam için aynı anda yapıyoruz. ve 79 cm çıta ile destek vererek içeriye düşmesini engelliyoruz ve silikonun üstüne tek bir hamlede yerleştiriyoruz. Arada kullandığımız çıta(ağaç parçası) bize dengede durması için yan camlara destek vermeyi sağlar. yan camların her 2 tarafında destek sağlamak için kitap vs. araçlardanda faydalanabiliriz.

Hemen Ardından ön ve arka buyuk camları yerleştirmeye geçebiliriz. Silikonu taban camına ve yan camlara dikkatli bir şekilde sürüyoruz.ve gene dikattli bir şekilde hava bırakmadan önce alt tabana gelebilecek şekilde ön camı yerleştirip yavaşça yan camlara doğru iteleyerek bir birlerine yapışmasını sağlıyoruz. Olası kaymaları engellemek içinse kağıt ban kullanarak yancamla buyuk ön ve arka camları bir birlerine bandlayabilirsiniz yada aynı sekilde destek vermek için kitap vb. agır malzemeyle bu desteği sağlayabilirsiniz.

Basitcene bir akvaryumumuz ortaya çıktı. Şimdi tabandan olucak bir çekilde taban cıtalarıyala ön arka ve yan camların birleştiği alt tarafa extradan silikon geçip dahada sağlamlaştıralım. Artık camdan bir köşe kavanoz gibi görünen akvaryumuz şekillenmiştir. Bundan sonrası için görüntüyü ve olası darbe alabilecek olan alt ve ust kenarlara köşebentten çıta cevirmeye geldi. Bunuda Plastik pvc maddede olusan düz kenarlı (genelde nalbur ve panjur imalatçılarında bulunan plastik çıta ile akvaryumumuzdaki silikonla yapıştırdığımız yerler kuruduktan sonra ters cevirerek alt tabanı üste getirelim ve plastik köşebendle etrafını sararak bir şablonunu çıkartıp yapışmaya hazır hale getirelim. Burda dikkat edilecek 1 mm kalın olmamalıki suyu doldurduğumuzda basınç alt tabanda boşluk bırakıp zorlamasın. Tüm çerceve olcülerine uygun cıtalarımızı hazırladıktan sonra tıpkı camları yapıştırdığımız gibi bu sefer cıtanın içine tüm yüzeyleri kapsayacak şekilde silikonlayıp plastik çıtayı yapıştıralım gene kagıt band ile başlangıç ve bitiş noktalarını silikonun kurumadan acılmasını engellemek için bandlıyalım ve kurumaya bırakalım.

Evet basitcene bir akvaryumu kendimiz yaptık sıra test etmeye geldi Tüm kagıt bandları sökerek silkonla yapıştırdığımız cam yuzeyleri tektek kontrol edelim hava boşluğu yada silikonu surerken atladığımız yerler var mı? bakalı. Sonuç olarak silikon maddesi kuruduğunda lastik gibi esnek bir madde oluşturur. Kenarlardan dışarı taşmış olan bu fazlalıkları jilet yada falçada marifetiyle kazıya bilirsiniz. Her şey yolunda gözüküyor ise su koyarak test edin 1 saatte su testi için yeterlidir. Kaçırma yok ise herşey hazır demektir.

Olası su sızıntısı tespitinde ise sızan bölge tespit edilip nemi alındıktan sonra silikonla tekrar doldurulabilir.

Kendi el becerisine güvenen arkadaşlar bu yolu izleyip daha hesaplı akvaryum yada kendi ölçülerinize özel ebatlarda yapabilme özgürlüğünüzü kullanmış olursunuz

Bizim tavsiyemiz hazır akvaryum almaktır ama ölçülerinize uygun ebatta akvaryum bulamazsanız bu yolu kullanabilirsiniz. Tamamen amatör bir uygulama olduğundan dolayı doğabilecek tüm sonuçlardan kendinizin sorumlu olacağını unutmamalısınız.

Akvaryumda Biyolojik Denge

Akvaryumdaki balıklar, bitkiler ve mikroorganizmalar, biribirleriyle biyolojik etkileşim içindedirler. Amaç, akvaryum ekolojisi içinde biribirlerini tamamlayan bütün bu canlıları uyum içinde yaşatabilmektir. Akvaryumdaki iki temel biyolojik dönüşüm zincirine bakmak, bu biyolojik etkileşim hakkında bir fikir verecektir:


Karbondioksit (CO2) - Fotosentez - Oksijen (O2) - Solunum zinciri
Fotosentez
Bitkiler, güneş enerjisinin yardımıyla birtakım inorganik bileşikler ve mineralleri ham madde olarak kullanıp ihtiyaç duyduklarında kendileri için enerji kaynağı görevini yapacak glikoz, üzüm şekeri gibi organik bileşikleri sentezlerler. Böylece güneş enerjisini bu organik bileşikler içinde depolamış olurlar. Bu arada karbondioksitteki karbonu kullanıp suya oksijen verirler. Bitkilerin güneş enerjisini kullanarak gerçekleştirdikleri bu biyolojik dönüşüme fotosentez (asimilasyon) denir.
Bitkiler fotosentezle solunumda kullandıklarından daha çok oksijen üretirler
Gündüzleri (ya da ışık açık olduğu sürece) fotosentez yapan bitkiler, besin maddelerinde depolanmış enerjiyi açığa çıkarabilmek için balıklar ve aerobik bakteriler gibi hem gece hem gündüz oksijenli solunum yaparlar. Solunumda fotosentezin tersine oksijen kullanılır ve karbondioksit açığa verilir. Normal şartlar altında akvaryum bitkilerinin fotosentezle suya verdikleri oksijen, kullandıklarından çok daha fazladır. Bu yüzden bitkiler akvaryumda önemli bir oksijen kaynağıdırlar.
Geceleri balıkların çoğu (nokturnal -gece aktif- türler hariç) uyur veya haraketsiz kalırlar ve daha az oksijen tüketirler. Bu yüzden bitkilerin geceleri oksijen üretmemeleri bir sakınca yaratmaz.
Bitkilerin besinlerini sentezleyebilmeleri için sudaki karbondioksite (CO2) ihtiyaçları vardır
Bitkilerin yeterince hızlı fotosentez yapabilmesi için gerekli besin maddeleri ve minerallerin yanında suda yeterince karbondioksit de olmalıdır. Sudaki karbondioksit konsantrasyonu düşükse fotosentez, dolayısıyla oksijen üretimi de yavaş olacaktır. Bir akvaryumdaki en önemli doğal karbondioksit kaynakları aerobik bakterilerin ve balıkların solunumları sonucu açığa çıkan karbondioksittir. Özellikle bitkilerinin iyi gelişmesini isteyenler için geliştirilmiş, suya karbondioksit veren sistemler geliştirilmiştir.
Akvaryumdaki canlılar dışında ışık ve su dolaşımı, karbondioksit-oksijen dengesini etkileyen iki önemli fiziksel unsurdur:
Işığın etkisi:
Bitkilerin özellikle hızlı büyüyen bazı bazı türlerini yaşatmak bir bakıma balıklardan daha zordur. Çoğu yetişkin balık, bir, hatta iki hafta açlığa dayanabilir. Bitkiler ise ihtiyaç duydukları çeşitli besin maddeleri ve minerallerden herhangi birinin dahi eksikliğinde hemen bozulup çürümeye başlarlar. Işık ne kadar güçlüyse fotosentez o kadar hızlı olur; dolayısıyla sudaki besin maddeleri de o derece hızla tükenir. Işıklandırması çok güçlü akvaryumlara bu yüzden daha sık bitki gübresi ve hatta karbondioksit eklemek gerekir. Çünkü güçlü ışıklandırmalı ve bol bitkili bir akvaryumda balık ve bakterilerin açığa çıkarttıkları karbondioksit çoğu zaman bitkiler için yeterli olmayacaktır. Daha doğal bir çözüm ise ışığı biraz daha zayıf ayarlayıp, balık ve bakterilerin karbondioksit üretimiyle bitkilerin tüketimi arasındaki dengeyi kurmaktır.
Akvaryumdaki su dolaşım (sirkülasyon) hızının etkisi
Oksijen akvaryuma iki yolla kazandırılır:
Havadan suya difüzyon. (Bu difüzyon su yüzeyinin hareketiyle hızlanır.)
Bitkilerin fotosentezi. Balıklara oksijen, bitkilere karbondioksit
Balıkların sağlıklı yaşamaları için suda yeterince oksijen olmalıdır. Buna karşılık bitkiler de karbondioksite gereksinim duyarlar. Unutmayalım ki sudaki karbondioksit miktarı fotosentez hızını, dolayısıyla oksijen üretim hızını etkiler.
Akvaryumda fazla hızlı su dolaşımı
Su çok hızlı havalandırılır ya da filtre edilirse bitkiler için gerekli olan karbondioksit havaya uçar. Zamanla bozulup çürüyecek bitkilerin fotosentezi, bunun sonucu olarak da ve oksijen üretimi durur.
Akvaryumda uygun hızda su dolaşımı
Su uygun bir hızda filtre edilirse suda yeterli karbondioksit ve oksijen bulunacağından hem bitkiler, hem de balıklar sağlıkla yaşayabilecektir. Burada akvaryumdaki balık ve bitki miktarlarının dengesi de önemlidir.
Akvaryumda çok yavaş su dolaşımı
Su dolaşımı çok yavaşsa sıcaklık, oksijen ve çeşitli besin maddeleri akvaryumun her köşesine eşit dağılamayacaktır. Bu da hem balık hem de bitki sağlığını olumsuz etkileyecektir.
Dozaj sorunu gözünüzü korkutmasın!
Verilen bilgilerden anlaşılacağı gibi, ışık şiddeti kadar su dolaşımının da dozunu ayarlayabilmek akvaryumun biyolojik dengesi için önem taşır. Yanlız bu ayrıntılar gözünüzü korkutmasın. Uygun ışıklandırma ve filtrasyon çok hassas ayarları gerektirmez. Biraz tecrübe, okuma ve gözlemle bu zorlukların üstesinden gelebilirsiniz.
Azot zinciri
Biyolojik arınma: Başrolde bakteriler, yanrolde bitkiler
Kum, filtre malzemesi, bitki yaprakları gibi yüzeylere yerleşen aerobik (oksijenle soluyan) ve anaerobik (oksijensiz soluyan) bakteriler akvaryumdaki çeşitli biyolojik dönüşümleri gerçekleştirirler. Bu dönüşümler sırasında sudaki balık dişkısı ve üresi, artık yemler, çürüyen bitki yaprakları gibi organik artıklar en küçük yapı taşlarına kadar ayrıştırılırlar. Bu ayrışım ürünlerinin bir kısmı bitkiler tarafından besin maddesi olarak değerlendirilir (örneğin nitrat NO3 ), bir kısmı gaz
halinde havaya karışır (örneğin azot gazı N2 ), bir kısmı da suda birikir. Düzenli su değişimlerinin en önemli yararı bu biriken maddelerin konsantrasyonlarının belli sınırların altında tutulmasıdır.
Aerobik (oksijenli soluyan) ve anaerobik (oksijensiz soluyan) bakteriler Yeni kurulan bir akvaryumda ancak aerobik ve anaerobik bakteri gruplarının uyumlu çalışmaları sonucu zamanla biyolojik denge kurulur. Bu uyumu sağlayabilmek için filtre malzemelerinin çoğu hem aerobik hem de anaerobik bakteri kolonilerine uygun ortamlar sağlayacak şekilde üretilir. Kumda ya da filtre malzemesi içinde su dolaşımının hızlı olduğu bölgelerde yeterince oksijen bulunur ve buralarda anaerobik bakteriler yerleşir. Su dolaşımının yavaş olduğu bölgelerde ise oksijen azlığı nedeniyle daha çok anaerobik bakteriler kolonileşir.
Bir akvaryumdaki en temel biyolojik dönüşümlerden biri azot zinciri adı verilen azotlu bileşiklerin bakterilerce ayrıştırılması sürecidir.
Etkin bir biyolojik filtrasyon için gerekenler: İyi havalandırma; suda yeterince oksijen bulunması. Oksijen sadece havalandırmadan değil bitkilerden de gelebilir.
Akvaryumda ve filtre malzemelerinde aerobik arıtım bakterilerinin yerleşebileceği yeterince yüzey bulunması (geniş filtre hacmi, kum). Birim hacim başına geniş yüzeylere sahip seramik köpüğü, cam köpüğü gibi biyolojik filtre malzemeleri.
Düzenli filtre temizliği
Amonyum ve amonyak
Akvaryumda yaşayan balık, bitki ve diğer canlıların organik artıklarının parçalanması sonucu amonyum (NH4) ve amonyak (NH3) oluşur. Amonyak amonyuma göre çok daha zehirlidir. Sudaki amonyak konsantrasyonu
0.1 mg/litre 'nin üzerine çıkarsa akvaryum canlıları için tehlike çanları çalmaya başlar. Suyun pH değeri yükseldikçe, yani su alkalileştikçe, ve sıcaklık yükseldikçe amonyumun amonyağa göre oranı yükselir. Yani, akvaryumda pH ve sıcaklık yükseldikçe etkin bir biyolojik filtrasyon daha da önem kazanır. Örneğin pH derecesinin yüksek olduğu (yaklaşık 8.3) deniz akvaryumlarında, bir de deniz canlılarının tatlı su balıklarına kıyasla amonyağa karşı daha hassas oldukları göz önüne alınırsa, amonyum/amonyak bileşiklerinin düşük konsantrasyonda tutulmasına daha da büyük özen göstermek gerekir.
Aşağıdaki tabelada pH ve sıcaklık faktörlerine bağlı olarak sudaki zehirli amonyağın, amonyum/amonyak toplamına göre yüzde (%) olarak payını görebilirsiniz.

% Amonyak / (Amonyum + Amonyak)

Sıcaklık ° C pH 22 24 26 28 7.8 2.8 3.2 3.6 4.0 8.0 4.3 5.0 5.6 6.2 8.2 6.7 7.7 8.5 9.3 8.4 10.2 11.6 12.9 14.0
Nitrit ve nitrat
İkinci aşamada aerobik nitrosomonas bakterileri amonyum ve amonyağı nitrite (NO2) dönüştürürler. Üçüncü aşamada da yine oksijenli solunum yapan nitrobacter bakterileri nitriti nitrata (NO2) çevirirler. Fazla miktarları balık sağlığını ve gelişimini olumuz etkilemekle birlikte, nitrat, nitrite göre çok daha az zehirli bir bileşiktir. Ayrıca nitrat birçok akvaryum bitkisi tarafından besin maddesi olarak kullanılabilir.
Yüksek nitrat konsantrasyonu balıklarda bağışıklık sisteminin zayıflamasına ve büyümenin durmasına neden olabilir. Bu yüzden, özellikle genç balıkların yetiştirildiği akvaryumlarda nitrat konsantrasyonunu düşük tutmak için bitki, etkin anaerobik biyolojik filtrasyon ve düzenli su değişimleri çok önemlidir.
Anaerobik filtrasyon derken: Bazı biyolojik filtre malzemelerinin hem aerobik (oksijenle soluyan) hem de anaerobik (oksijensiz soluyan) bakteri kolonilerini barındırabilme özellikleri vardır. Genelde filtre malzemeleri arasında su dolaşımının hızlı olduğu oksijence zengin bölgelerde aerobik, su dolaşımının yavaş olduğu oksijence fakir olduğu bölgelerde ise anaerobik bakteriler kolonileşirler. Bu anaerobik bakteri gurupları nitratı da parçalayarak çoğu uçup havaya karışan azot gazına dönüştürürler. Son yıllarda su çıkışının özellikle çok yavaş ayarlandığı bazı nitrat filtreleri piyasaya çıkmıştır.
Sudaki amonyak konsantrasyonu 0,1 mg/litre'yi aşarsa balıklarda olumsuz etkileri görülmeye başlanır. Nitrit konsantrasyonu 0,5 mg/litre'nin üzerine çıkarsa balıklar için zehirlidir. Nitrat ise 25 mg/litre'yi aşmamalıdır.
Tehlikeli üst sınırlar: Amonyak 0.1 mg/litre Nitrit 0.5 mg/litre Nitrat 25 mg/litre
Akvaryum: Ekosistem
Biyolojik dengesi oturmuş bir akvaryum, balığı, bitkisi, bakterileri ve diğer mikrobik canlılarıyla birlikte, unsurları biribirleriyle uyum içinde çalışan tek bir organizma ya da ekosistem gibi düşünülebilir. Bu uyum bozulursa kötü sonuçları şaşılacak kadar çabuk görülür. Örneğin akvaryuma bilinçsizce atılan bir ilacın nitrobacter grubu bakterileri öldürdüğünü, böylece nitriti nitrata dönüştüren dönüşüm zincirinin kırıldığını varsayalım. Böyle bir durumda nitrit konsantrasyonu 6-12 saat içinde sıfırdan balıklar için zehirli olacak düzeylere (0.5 mg/litre üzeri) çıkabilir.
Biyolojik dengenin tam anlamıyla oturması zaman alır
Akvaryumda azot zincirinin dışında bir kısmı hala bilimsel olarak açıklanmamış birçok biyolojik dönüşüm süreci yer alır. Bitki köklerinin de karıştığı bu karmaşık dönüşümlerin yer aldığı akvaryum kumunda dengelerin tam anlamıyla kurulması 6 ay ile 1 yıl arası bir zaman alabilir.
Nitrit konsantrasyonu; biyolojik dengenin bir göstergesi
Yeni kurulmuş bir akvaryumda çok az sayıda bakteri olduğu için biyolojik dönüşümler başlangıçta çok yavaş olur. Özellikle dengenin henüz kurulmamış olduğu bu kritik devrede akvaryum testleriyle suyun amonyak, nitrit ve nitrat değerlerini ölçmek yerinde olacaktır. Biyolojik dönüşüm zincirinin kurulup kurulmadığını anlamak için ölçülebilecek pratik bir indikatör (gösterge) sudaki nitrit konsantrasyonudur. Yeni kurulmuş bir akvaryumda ilk önce nitrit bir noktaya kadar artar, sonra nitriti nitrata dönüştüren nitrobacter bakterilerinin sayısı yeterli bir düzeye ulaştığı zaman düşmeye başlar; bir süre sonra da hemen hemen sıfıra iner.